Asistan

1,6 km
Mesafe
165 dk
Süre
4
Durak
Gaziantep, tarih boyunca farklı inançlara ve kültürlere kucak açmış bir hoşgörü şehridir. Rotamızın ilk durağı Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi'dir. 17. yüzyılda inşa edilen bu yapı, Mevlevi dervişlerinin sema ayinleri yaptığı, bilgi ve irfanın paylaşıldığı bir merkez olmuştur. Bugün müzeye dönüştürülmüş yapıda, sema kıyafetleri, ney koleksiyonu ve Mevlana'nın öğretilerini anlatan el yazması eserler sergilenmektedir. Dervişlerin döndüğü ahşap zemine bastığınızda, yüzyılların sessiz yankısını hissedeceksiniz. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte sizi sıcak bir Ezogelin Çorbası karşılıyor; kırmızı mercimek ve bulgurdan hazırlanan bu çorba Antep'in en sevilen sabah lezzetlerinden biridir.
Birkaç adım ötede Sinagog / Havra bizi bekliyor. 19. yüzyılda inşa edilen bu ibadet mekanı, Gaziantep'in bir zamanlar çok kültürlü bir toplum olduğunun en güzel kanıtıdır. Yapının taş işçiliği ve iç mekanındaki işlemeler, dönemin zanaatkarlarının ustalığını gözler önüne serer. Restorasyon çalışmalarıyla yeniden hayata kazandırılan sinagog, hoşgörünün mimarideki yansımasıdır.
Kendirli Kilisesi, Gaziantep'in en dikkat çekici Ermeni kiliselerinden biridir. 1860 yılında inşa edilen bu yapı, üçlü apsis planı ve zarif taş işçiliğiyle Anadolu'daki Ermeni mimarisinin seçkin örneklerinden sayılır. Bugün kültür merkezi olarak kullanılan yapının avlusunda Lor Böreği 'nin peynir ve maydanozla hazırlanan iç harcının taze lezzeti sizi bekliyor olacaktır.
Son durağımız Aziz Bedros Kilisesi (Ömer Ersoy Kültür Merkezi)'dir. Günümüzde kültür merkezi olarak hizmet veren bu yapı, Gaziantep'in kozmopolit geçmişinin bir diğer tanığıdır. Kilisenin kemerli pencereleri ve yüksek tonoz tavanları, mimari açıdan etkileyici bir atmosfer yaratır. Burada konserler, sergiler ve kültürel etkinlikler düzenlenmektedir. Günün sonunda Gaziantep Tırnaklı Pidesi'nin kenarlarının kıvrılmasıyla oluşan şeklinin İstanbul simitini andırdığı, ancak lezzetinin bambaşka bir dünya olduğunu fark edeceksiniz.
1. Gün
1. Gün

Mevlevihane olarak inşa edilen, son yüzyılda ilkokul, depo, müftülük ve cami lojmanı olarak kullanılan 4 asırlık tarihi bina, çok sayıda vakıf eserinin sergilendiği Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi 3 katlı olup Mevlevilik Kültürü ile Vakıf Kültür Varlıklarından seçilen Maden Eserleri, El Yazması Kur’an-ı Kerimler, Türk Hat Sanatından örnekler, avlunun sağında yer alan 2 katlı mekânda ise kilim ve halılar teşhir edilmektedir.
Gaziantep’te Osmanlılar döneminde nüfusun küçük bir bölümünü oluşturan, Musevilerin Yahudi Mahallesi olarak anılan yerde cemaatleri için yeterli büyüklükte bir havraları bulunmaktaydı. Halep Salnamelerinde Havra’nın (Sinagog) ilk yapılış tarihi 1886 olarak kayıtlıdır.
Kent merkezinde bulunmaktadır. Kilisenin ilk yapımı 1860’dır. Gaziantepli Katolik Ermenilerin kilisenin inşasında maddi yönden zorlandıklarından Fransa Kralı III. Napolyon’dan, Fransız misyonerlerinden ve Katolik camiasından maddi destek alınarak yapılmıştır. Daha sonra kullanılmaz hale gelen kilisenin yeniden yapılması için geniş kapsamlı yardım kampanyası düzenlenmiştir. Eski kilise yıkılarak yerine 1898 yılında şimdiki kilisenin inşasına başlanmış, yapımı iki yıl sürmüş ve 1900 yılında büyük bir törenle açılışı yapılmıştır. Kilisenin planı Roma’daki Saint Fransua Kilisesinden örnek alınmıştır. Yapı günümüzde AB – Türkiye Anadolu Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsüne dâhil edilmiştir.
1723 yılında yapıldığı tahmin edilen kilise 2005 yılında, belediyenin yol açma çalışmaları esnasında ortaya çıkmıştır. Batı yönde iki ana giriş kapısı bulunmaktadır. Aziz Meryem’e adanmış olan kilise, VIII. Patrik Bedros Krikor Katolikos başkanlığında yapılmıştır. Kesme taştan yapılan kilisede pembe mermer ve bazalt taş süsleme elemanı olarak kullanılmıştır. Üç apsisli ve iyi derecede korunmuş olan kilise günümüzde Ömer Ersoy Kültür Merkezi olarak hizmet vermektedir.